10.03.2025
|
Psikologlar
Hiç “hayır” diyemediğiniz için kendinizi çok kötü hissettiğiniz oldu mu? Ya da kendinizi sürekli birilerini memnun etmeye çalışırken buldunuz mu? Yanıtınız evet ise, gelin birlikte neden bu durumlarla karşılaştığımızı inceleyelim.
Ben, çok fedakâr ve kimseyi kırmamak adına pek çok şeye evet diyen bir anneyle büyüdüm. Benim lügatımda hayır demek yoktu. Kendi yararım için bir şeyi reddetmek veya kendimi korumak için bir şeyden vazgeçmek ne demek, bilmezdim. Sınır çizmeyi öğrenmek, çok küçük yaşlarda başlar. Eğer çocukken hayır demeyi ve sınırlarınızı belirlemeyi öğrenmediyseniz, yetişkinlikte de pek çok durumda kendi kararlarınızla hareket etmekte zorlanabilirsiniz. Çünkü tutum ve davranışlarınız, sizin yararınıza olan ile başkasının yararına olan arasında sıkışıp kalabilir. Kimseyi kırmak, üzmek, hayal kırıklığına uğratmak istemezsiniz; dolayısıyla kendi ihtiyaçlarınızı ön plana almayı bilemezsiniz.
Zamanla, sınırlarınızın olması gereken noktalar bulanıklaşır ve kendi ihtiyaçlarınız ile başkalarının ihtiyaçlarını ayıran keskin çizgiler kaybolmaya başlar. Böylece sınır çizmek giderek zorlaşır ve kendi ihtiyaçlarınıza giden yolların üzerine yoğun bir sis çöker.
Bu noktada devreye başka bir faktör daha girer: Üzerimize yapışmış ve hiç silinmeyen etiketlerimiz.
Tüm bu etiketler, sınırlarınızı belirlemenizin ötesine geçer. Birine hayır demek, kendi isteğinizin peşinden gitmek veya dur demek, bir anda sizi bencil, anlayışsız ve uyumsuz biri yapar. İçinizde bir yandan sınırlarınızı çizmeye çalışan, ancak nereden başlayacağını bilemeyen bir yanınız varken; diğer yandan size yapışmış bu etiketlerin sınırlarını zorlamanın bedelini ödemekten korkarsınız.
Eğer “Peki, ben nasıl sınır çizmeyi öğreneceğim?”, “Benim sınırlarım ne?” diye düşünüyorsanız, öncelikle sınır kavramının ne ifade ettiğini anlamamız gerekir.
Sınır dediğimizde aklımıza ilk olarak katı ve değişmez kurallar geliyor olabilir. Bu tanımlama kısmen doğru olsa da sınırların esnek doğasını göz ardı eder. Sınırlar, aslında kendimizi korumamız için belirlediğimiz bazı kararlar olarak tanımlanabilir. Çünkü yaş ilerledikçe hoşumuza giden ya da gitmeyen şeyler değişir, şekillenir. Ancak hoşlanmadığımız ve bize zarar veren şeylere dur diyebilmek ve istediğimiz şeylere evet deme seçeneğine sahip olmak, değişmez bir ihtiyaçtır.
Sınırlar, tıpkı bizi koruyan bir kabuk gibidir. Bize zarar vereceğini, rahatsız edebileceğini veya olumsuz deneyimler yaşatabileceğini bildiğimiz herhangi bir durumdan kendimizi uzaklaştırmamızdır.
Sınırlarımız, bizi idealimizdeki yaşama götüren yapı taşlarıdır. Kendi iyiliğimizi gözetmemizi sağlayan bir koruma kalkanıdır.
Sınırların ne olduğunu anladıysak, şimdi biraz dönüp kendimize bakmamız gerekiyor. Kendi kendimizle, tıpkı yeni biriyle tanışır gibi tanışacak; belki de daha önce kendimize hiç sormadığımız soruları soracağız.
Tüm bu soruların yanıtları, bizi kendi sınırlarımıza götüren yol haritalarıdır.
Bu haritanın bizi götürdüğü yol, ilk başta zorlayıcı ve yorucu gelebilir. Ancak günün sonunda, vardığınız noktanın tam da gelmek istediğiniz yer olduğunu fark edeceğinize inanıyorum.
Sınırlarınızı tanımak ve onları kendi iyiliğiniz için var etmek istiyorsanız, hiçbir zaman geç değil. Hemen şimdi, kendi sınırlarınızı keşfetme yolculuğuna çıkabilirsiniz.
Yazan
Psikolog Aleyna Temirkaynak